29/10/2008 - *dün gece.

Dün gece bir yüzük gördüm. Geçmişimi başkası takmıştı parmaklarına, umursamadım devam ettim yoluma. Yolum uzundur, yollarım kısadır, yollarım benimdir. Gitmek , kalmak benim acımdır. Anlayan gözlerle sevişebilmek, şefkatlerin içine akabilmek daha önemliydi içimde gezinmesinden çocuklarının. Karmaşık gelmedi hayatım , bazen çekilmez oldu bazen bunaltıcı ama en çok öldürücüydü fakat karmaşık değildi ruhum. İçimde gözlerini sonuna dek açmış bir çocuk vardı görmek isterlerse. Bir gece gördüm o çocuğu, sevdim okşadım saçlarını. Acıdım haline , acıdım halime. Anlattım masallarımı , dinledi çocuğum. Beraber yağdırdık YAĞMUR-ları. Dön dedim bazen Bazen de lütfen kalma git. Acılarım bulaştı içimdeki çocuğa. İşte o gecelerde ağladım. Çocuğum büyümüyor anladım bunu . Geçmişi atamadım içimden ne kadar yardım ederse etsin portakal bahçem. Yaralarım kapanmıyor!!! Son günlerini yaşayan bir kanser gibi ruhum. Mutluluğu en saf şeylerde bulabilirdi eğer bulabilseydi saf olanı. Nefret etmedi, kin tutmadı. Uzaklığı kime? Uzaklığımız en çok kendimizeydi dün geceye kadar. Ama ellerimden tuttu çocuğum , ellerinden tuttum çocuğumun. Acılarımız aynı. Acılarımız daha fazla kesemez bilirim içimizdeki büyük yanılgılarımızı. Sevdiği seviştiği insanları unutmaz ama bilirim acısı gözlerimde azalır. Acımız gözlerimizde azalır. Dün gece. Aslında kaç gecedir bakıyorum çocuğumun gözlerine Ve ilk kez bu kadar masum gülümseyebildi içime Geçmişi kabullenip Ellerimi ilk kez bu kadar içten tutabildi. Yaşanılanlar yaşlanmışlıklar. Yasları içimde çiçek olup açtı, her bir yasını sevdim Her bir hüznü gözlerimde aydınlandı. Kızım- dı! Bebeğimdi .. dün gece affettik kendimizi ve daldık tekrar en güzel gökkuşağımızın içine.
|